Bir Girişimci Gözünden 2012’de E-Ticaret

  1. TV reklamları
  2.  “Kapanan E ticaret Girişimlerinden Alınacak Dersler” başlıklı makaleler
  3. Kişileri, neden başarısız olduklarını anlatmaya yüreklendiren organizasyonlar.
  4. “Tatil nihayet bitti! E ticaret canlanıyor” haberleri
  5. Üniversitelerde, şirketlerde, kongre salonlarında girişimciliğe geçiş için verilen eğitimler.
  6. Kapanan şirket haberleri
  7. Online sektör dışındaki organizasyonlara sponsor olan e ticaret şirketleri.
  8. Yatırımcı arayanlar, aradığını bulamayanlar…
  9. Metroları, durakları kaplayan e ticaret şirketleri afişleri.
  10. Dönem dönem azalan iş ilanları, çoğalan çalışan başvuruları.

Kim ne derse desin, kim hangi infografikleri çizerse çizsin, zor bir seneydi 2012. Herkes için. Yatırımcılar, şirket kurucuları ve tabi ki çalışanlar için…

Sektöre yabancı biri bile olsanız, yukarıda yer alan 2012 yılında en çok haber yapılan ve paylaşılan konu başlıklarını okuduğunuzda herkes için ne denli zor bir sene olduğunu anlamışsınızdır. E ticaret sektöründe çalışıyorsanız, zaten hep birlikte yaşadık bu sürprizlerle dolu seneyi.

Gerçekten sürprizlerle doluydu.

Özellikle son yıllarda yayınlanan şirketlerin büyüme katsayıları, ağızdan ağıza dolaşan cirolar, şirket yetkililerince açıklanan kargo adetleri; son 2 yıldır yepyeni e ticaret şirketlerinin sektöre katılmasını sağladı. Son yıllarda katılan bu şirketlerin bazıları gerçekten ne yapmak istediklerini biliyordu, bazılarının amacı “son yılların yükselen değeri” olarak tanımlanan e ticaret trendini yakalamaktı. Bazıları ise ne yaptığını hiç bilmeden attı kendini bu denize.

Bu sene şirketlerini “yeterince başarılı olamadık” diye değerlendirenler, ne yaptığını bilmeden kendini bu denize atanlar değildi. Tam tersine, ne istediğini bilen, hedefleri olan ve bütçelerle adım adım ilerleyenler problem yaşadı. Çünkü ne yaptığını bilmeyenlerin çok parası vardı. Yani sermayeleri güçlüydü. Firmalarını temsil edecek “prezentabl” profesyonel yöneticileri vardı. Güzel ofisleri vardı. Ne yaptığını çok iyi bilen üst düzey yöneticileri vardı. Organizasyonlarda sponsorlukları vardı. Başka birçok sektörde de faaliyet gösteren organizasyonları vardı. Hatta çok yukarılarda tanıdıkları vardı. Vardı da vardı…

İşte bu her şeyi olan ağabeyler, ablalar diğerlerine dönem dönem zor günler yaşattı. Zor kararlar aldırdı.  Aslında en temel yaşadığımız sıkıntı çok basit olacak ama tamamen bu “haksız rekabetti”.

E ticaret sektörünün diğer sektörlerden çok farklı dinamikleri var. Kimi zaman iyi, kimi zaman zorlayıcı. Ama kesinlikle “farklı”.

Peki gerçekten 2012 ivmelerin aşağıya doğru düştüğü, yüzlerin gülmediği, negatif bir sene miydi? Elbette değildi. Birçok e ticaret şirketi sektöre dahil oldu, sektörün hızına yetişmek için yepyeni tedarikçiler bu kanala rotasını çevirdi. Aramıza başka sektörlerden birçok profesyonel yönetici, uzman ve ekip arkadaşı katıldı. Her zaman bir avuç olarak tanımlandığına şahit olduğumuz bu sektörde faaliyet gösteren ahalinin, artık o kadar da bir avuç olmadığını gördük. Tanımadığımız şirket sahipleri vardı. Hiç karşılaşmadığımız çalışanlar söz konusuydu. Yepyeni bakış açılarını görmemizi sağlayan profesyoneller vardı artık günlük hayatlarımızda.

Diğer sektörlerle karşılaştırdığımızda e ticaret hala büyüyen bir sektördü 2012 yılında da. Sadece sektörün hızını yakalamaya çalışarak gününü geçirmeye alışmış bu sektöre aşina kişiler için yeterince büyük değildi ivme… İşte ikinci büyük problem de buydu.

Bu zamana kadar gördüğümüz, bu sektörün virüs gibi olduğu. Bu sektörde girişim yapanlar, istedikleri hedeflere ulaşamadıklarını düşünseler de yaptıkları yeni atılım yine aynı sektörde oluyor. Bir kez bu sektörde işe başlayanların beklentileri ile karşılaştıkları arasında büyük bir fark olsa da yeni iş arayışları yine aynı sektörde gerçekleşiyor. Bunun nedeni bu sektördeki tüm negatif gibi görünen haber, olay ve deneyimlerin aslında diğer sektörlerde hiç bulunmayan çok fazla da kelimelerle anlatılamayan, yalnızca içinde bulunanların soluduğu pozitif mistik havası.

Zor bir dönemden geçerken bile işler nasıl gidiyor diye sorduğunuzda tebessümle “şahane”, “bomba gibi”, “gayet güze”l şeklinde karşılaştığınız cevapları var bu sektörün. İşlerini hiçbir zaman “kesat” olarak tanımlamayan gerçekçi futuristleri var. Genç çalışanları şirketlerinin en önemli koltuklarına oturtan geniş vizyonluları var. Çalışanlarını ne giydiklerine göre değil, ne iş yaptıklarına göre değerlendirebilen büyükleri var. Bu sektörü seçmek için çok neden var. Türkiye’de bu sektörü seçmek için ise daha çok çok nedenleri var. Eğer bardağın boş tarafını görme eğilimde değilseniz, gerçekçi tabloları değerlendirmeyi biliyorsanız, geleceği çok parlak bir sektör var burada.

2013 yılında büyüme krizinden bahsedeceğimiz, büyümeyi nasıl kontrollü yaparız fikrine kafa yorduğumuz bir sene olacak. Büyüme haberlerini paylaşacağımız, rekabet edeceğimiz, ama yine keyifle çalışacağımız bir sene olacak…


One Comments

  • Soner

    10 Aralık 2012

    Bardağın boş ya da dolu kısmından bakmak cümlesinden çok etkilendim! Bir dağın tepesinden boş bir vadiye bakıyorsunuz ve ne kadar kırsal diye eleştiriyorsunuz ve orayı ağaçlandırmak hiç aklınızın ucuna bile gelmiyor! Güzel bir yazı olmuş, bende geçmişte az bir süre olsa da e-ticaret yaptım ve gelecekte de bu sektöre girmeyi düşünüyorum. Elinize sağlık…

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.