Kapanan bir startupta çalışmak boşa giden bir zaman mıdır?

Share Button

Markafoni’de hangi dönem çalışmış olursa olsun bu hafta tüm eski markafoniciler için oldukça duygusal bir haftaydı. Sektörde uzun zamandır konuşulan, kimsenin bir türlü işlerinin kötü gittiğine inanmak istemediği Markafoni haziran 2017 itibariyle kapanacağını açıkladı.

Hepimiz tüm sosyal medya hesaplarımızdan ekip arkadaşlarımızın hangi fotoğrafları paylaştığını, ne iletiler yazdığını takip ettik. Sadece ekip değil markafoni kullanıcılarının sitemlerini, üzüntülerini, oh olsunlarını ve şaşkınlıklarını okuduk. En çok Markafoni’de çalışanların bir an önce güzel işler bulmasını isteyen yorumlar vardı paylaşımlar arasında.

Bir dönem büyük bir sükse ile Türkiye pazarına girmiş Rocket Internet’in Türkiye faaliyetlerini durdurma kararı almasından sonra da çalışanların ne yapacağı konuşulmuştu. O dönem startup piyasasının ortalamasının üzerinde maaş verdiği ağızdan ağıza yayılan şirketin ekibi, o kadar kalifiye ve sektör ortalamasının üzerinde eğitimlere sahiplerdi ki herkes nereye geçiş yapacaklarını merak etti. İşe alım için çalıştığımız pek çok şirketin, ekibe yeni katılacaklar arasında Rocket çalışanlarına öncelik vereceklerini iletmesi bizim için pek de şaşırtıcı değildi.

Aynı esnada o şirkette çalışanların maaşlarının yüksek olmasına takılan pek çok girişimci maaşların yeniden düşecek olmasına sevindi. Dinamikleri sadece fırsat penceresinden görenler daha ekonomik ücretlerle uluslararası tecrübe edinmiş ve bir startupta yer almış profesyonellere aldıkları maaşın yarısını teklif etti.

Her şirketin bütçesi ayrı, herkesin hayattaki beklentileri farklı olduğu için bazıları daha düşük ücretle başka şirketler ile anlaştı. Bazıları kendi startupını kurdu. Bazıları ise daha kurumsal şirketlere geçti. Biraz sabredenler daha yüksek fiyatlara, güzel ünvanlarla yeni şirketler ile anlaştı.

Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de bir şirketin kapanması açılması kadar normalken neden biz markafoni’ye, rocket internete, taze direktin kapanmasına bu kadar büyük tepki verdik peki?

Çünkü bütün başarılı start-up çalışanlarının yaptığı gibi çalıştığımız dönemde mesaiye hiç takılmadık. Mesainin çoğumuz için başlama saati vardı ama bitiş saati yoktu. Bazen sinirlendik, hep birlikte elimizden geldiğince saatleri düzenlemeye bir sistem oturtmaya çalıştık. Ancak %300 ile büyürken bugün kurduğunuz bir sistemin yarın uygulanabilir olması büyük bir hayaldi. Gece kimimiz ofiste –prodüksiyon– kimimiz evlerinde, kimimiz acil durumda barlarda laptop açtık. -yazılımcılar, sistem yöneticileri- Müşteri memnuniyetini önceliğine koymuş bir şirketin müşteri hizmetleri ekibinin nasıl bir büyüme ve sürekli sistemi iyileştirme ile uğraştığını ben değil şirkete toplantıya gelmiş herhangi bir tedarikçi anlatsın size.

Hepimizin kendince sabah akşam didinerek ulaşabileceği hedefleri vardı. Bu kadar büyük stres ile uğraşırken işini bu kadar seven insanın bir startup içerisinde olması büyük bir şanstı.

Yönetim, insan kaynakları, departman yöneticileri veya ekip hiçbir zaman kimin hangi üniversiteden mezun olduğuna takılmadı, üniversiteye gidip gitmediğine göre kimseyi konumlandırmadı, daha önce çalıştığı şirketlere göre hiç kimseye unvan vermedi. Şirketin o döneminde önem verdiği yeni gelecek kişinin ekibe uyum sağlaması, iş yapmak için istekli olması ve azmiydi.

Son dönemlerde bir startuptan çok kurumsal bir şirketmiş gibi hareket etmesi aslında sanırım hepimizin hoşnutsuzluğunun nedeniydi. Daha önce a holdinginde çalıştığı için direktör olan, falancanın yeğeni olduğundan asistan olarak giren, burnunu sokması gerektiği yerlere sokmayan kişilerin terfi etmesi biz bir dönem orada çalışmışları, burnunu sokmaması gereken yerlere sokanları rahatsız etti.

Bir şirkette aidiyet duygusunu yaratan adalet kavramı yerinden oynamaya başladı mı tehlike çanları çalmaya başlar. Çalışanın kıdem tazminatını vermemek için çeşitli oyunlar oynamak, hak edeni terfi ettirmeyip üstüne unvanı hak etmeyen yöneticiler getirmek, ‘biz sana git demiyoruz ama hadi sen yaylan artık’ havası yaratmak küçük hesaplamalarda kazandırır ama uzun vadede bir şirkete kaybettirir.

Elbette Markafoni’nin kapanmasında Türkiye’nin içerisinde bulunduğu müthiş ekonomik sıkıntı, gelir modeli de etkilidir. Ama elimizden gelmeyen problemlere odaklanırsak sadece bahanelerin arkasına saklanmış olmaz mıyız?

Keşke hiçbir şirkette işi asıl ortaya koyan kişiler unutulup sadece direktör unvanı olanlara saygı duyulmasa… Keşke sonradan ekibe dahil olanlar daha ilk başladıkları andan itibaren o altyapıyı kuranları unutup ‘biz işte böyle bir ekibiz, bu yüzden başarılıyız’ demese… Eskilere atıfta bulunsa.. Keşke ‘startup ekosistemi paylaşarak büyür’ diye konuşan herkes kendi ekibinden çıkmış olanlara elindeki imkanlarla destek olmak istese…

Bazen bir tweet bazen bir ileti bile teşekkür etmeye yeter. Markafoni döneminde tanıştığım, çalıştığım, tartıştığım ve çatıştığım herkese teşekkür ederim. Hayatımın dönüm noktasını oluşturduğunu bilmeden sadece 2 sene çalıştığım şirketimin kapanmış olması beni ne kadar üzse de bizim için markafoni her zaman devam edecek. Bazıları için Asmalı’da, bazıları için Harbiye’de bazıları için GOP’ta, bazıları için de Maslak’ta.

Share Button

Bir Cevap Yazın