Yurt Dışında İş Bulmak

Yurt dışında iş aramak; bildiğiniz doğruları bir kenara itip yeni doğrular ile tanışmaya hatta bazı doğrularınızın yanlış olduğunu kabullenmeye hazırlanmak demek. Bu zorlu süreçten geçerken birbirinden farklı birçok duyguyu yeniden tatmak, kendinizle savaşmak, kendinize yenilmek ve kendinizi yenmek demek.

Karşılaştığınızı düşündüğünüz en ufak bir işaretle ateşlenmek; okuduğunuz bir haberle tüm moralinizi bozmak; gelen bir mesaj ile yeniden havaya girmek; gelen bir maille her şeye yeniden sıfırdan başladığınızı hissetmek demek iş arama süreci. Hele bir de işin içine ana diliniz olmayan bir dilde yazılanları anlamayı, google translate’i en yakın arkadaş bellemeyi, kendinizi anlatabilmek için çırpınmayı; karşıdakini anlarken onun sizin nasıl anlayamadığını anlamaya çalışırken ara ara saç baş yolmayı da eklerseniz sabır sınayan bir süreç. Ama zaten siz kolayı seçseniz bu alanda bir şeyler araştırıyor olmazdınız. O zaman bu blog yazısına denk gelmezdiniz ve hayatınız değişmezdi. 🙂 (Kendimi veya yazıyı çok önemsediğimden değil, eğer yeni bir şeyler yapmak istiyorsanız ve bunun için bir işaret bekliyorsanız bu yazıyı o işaret olarak görmenizi umuyorum.)

Öncelikle bu; “herkes toparlansın ve yurtdışında iyi kötü bir iş bulsun” yazısı değil. Bu “nereye gidiyorsun hemşerim, vatan burası” yazısı da değil. Bu “yurtdışında iş bulmak ile ilgili bildiklerimi neden tek bir yazıda toplamıyorum ve bana yurtdışında iş bulmak ile ilgili sorular geldiğinde kendimi bölüp pörçük mesajlar ile anlatmaya çalışacağıma bildiklerimi, gördüklerimi, deneyimlediklerimi detaylı olarak yazmıyorum” düşüncesi sonunda hazırlanmış bir yazı. Yazıda toparlamaya çalıştıklarım aslında hepimizin bildiği konular.

İş arama süreci oldukça uzun olduğu için ana başlıklar oluşturdum. Biliyorum, sırf keyiften okunacak bir yazı değil. Aksine olabildiğince sıkıcı bir konu olduğu için sadece yurtdışında iş arayanların denk gelirse okuyacağını tahmin ediyorum. Bu yüzden olabildiğince ayrıntılı olarak yazıya girişiyorum. Sıkıldığınız yerde yazıya ara verebilir, ben bunu sonra okurum diyebilir ve o sonra da her zaman sonraya ertelenerek hiçbir zaman sonunu getiremediğiniz boynu bükük yazılar arasına gönderebilirsiniz.

Bu paragraf ile sevgili meslektaşlara sesleniyorum. İşe alım alanında çalışanların konu başlıklarını tek tek görüştüğü ve bu alanda “şu doğrudur, bu yanlıştır” diye karara bağladığımız bir platformumuz maalesef yok. Bu alanda hepimizin takip ettiği bir klavuz da yok. Bir uzmanın pozitif değerlendirdiğini başka bir uzman negatif değerlendirebiliyor. Bu sebeple mümkün olduğunca subjektif değerlendirmeleri bir kenara iterek konuyu toparlamaya çalıştım.

  • Özgeçmiş

Özgeçmiş oluşturmak ve güncel tutmak iş arama sürecinin belki de en sıkıcı ve zaman alan kısmı. Bu sıkıcı kısmın yeni iş teklifleri almanızı sağlayacak en önemli adım olduğunu düşünüp biraz vakit ayırmaktan başka bir çare yok.

Özgeçmiş hazırlamaya çalışırken en büyük yanılgı, özgeçmişin bir günde hazırlanabilecek bir iş olduğunu düşünmek. Kısa bir süre içerisinde hazırlayacağınızı düşündüğünüzde motivasyon bozuluyor ve kendinizi sürekli özgeçmişi hazırlama işini ertelerken buluyorsunuz.

Özgeçmişi tok karnına, sakin bir ortamda ve konsantre olduğunuz çalışma şeklinde hazırlamak en hızlı ve verimli yol. Mümkünse özgeçmişinizi konu başlıklarına bölüp her gün için bir konu başlığı hazırlamayı planlamak, böl yönetçi yaklaşım. Bir günü kişisel bilgilerinize, bir günü eğitim geçmişinize, bir günü formata, en az üç günü iş tecrübelerinize ayırabilirsiniz. Bunun belirli bir kuralı yok, kendinizi en iyi siz tanıdığınız için en çok hangi alandaki bilgilerin toparlanması gerektiğini de en iyi siz bilirsiniz.

Daha önce oluşturduğunuz eski bir özgeçmişiniz varsa, elinizdeki özgeçmişi başka birinin özgeçmişi gibi değerlendirin. Öncelikle eksik, düzenlenmesi gereken noktaları seçin ve bu alanları tamamlamaya çalışın. Kendinize kattıklarınızı, özgeçmişinize de eklemeye çalışın.

İlk defa özgeçmiş oluşturuyorsanız, son dönemde herkesin profilinin olduğu ve iş dünyasında neredeyse her ülkede bilinen ve kullanılan LinkedIn’de profil oluşturmak en hızlı yol olacaktır. LinkedIn sizi yönlendirecek ve en sade şekli ile aslında hangi bilgileri toplamanız gerektiğini size gösterecektir.

Biliyorsunuz, iş hayatında karşınızdaki kişi henüz sizinle konuşmadan, ses tonunuzu duymadan, mimiklerinizi görmeden önce özgeçmişinizi okuyarak sizin hakkınızda bir fikir sahibi olmaya çalışacak. Bu sebeple bir özgeçmişin sizi mümkün olduğunca yansıtması ve iş hayatında öne çıkartmak istediklerinizi işaret etmesi gerekir. İyi bir CV; sizi her alanda müthiş bir insan gibi göstermeye çalışan bir kağıt parçası değil; sizin gerçekten istediğiniz ve severek yaptığınız işi ön plana çıkartarak bu alanda deneyimli ve istekli olduğunuzu gösterip bir sonraki adıma geçmenizi sağlayacak bir araçtır.

  • Özgeçmiş Formatı

Özgeçmiş formatlarını internette arattığınızda, kendinizi sonu gelmeyecek bir dehlizin içine düşmüş gibi hissedebilirsiniz. Eğer Türkiye’deki işlere başvurmak istiyorsanız milyonlarca çeşit özgeçmiş içerisinden en çok sizi anlattığını düşündüğünüz formatı seçebilirsiniz. Sonuçta kültürü biliyorsunuz, aşağı yukarı hangi bilgilerin istendiğine hakimsiniz.

Yurtdışında iş fırsatlarına bakıyorsanız, özgeçmiş formatınız için en sade olanı seçmeye çalışın. Farklı kültürler farklı doğrular, farklı yanlışlar demek. Örneğin Türkiye’de doğum tarihi olmayan bir CV neredeyse değerlendirilmez iken çoğu medeni ülkede doğum tarihi veya yaş yazmak hoş karşılanmamakta. Aynı şekilde Türkiye’de neredeyse fotoğrafsız CV eksik CV olarak yorumlanırken, yine çoğu medeni ülkede CV’ye fotoğraf koymak ayrımcılığa yol açma endişesiyle değerlendirilmemektedir. “Ne olacak ben fotoğrafı da koyarım, doğum tarihimi de yazarım; isterlerse bu bilgilere bakmadan değerlendirirler” diyebilirsiniz ancak işler maalesef öyle yürümüyor.

Başvurularınızı LinkedIn aracılığıyla yapıyorsanız başka bir Özgeçmiş oluşturmanıza gerek olmadığını düşünebilirsiniz. Ancak görüşmelerin ilerleyen süreçlerinde şirketler çoğu zaman sizin oluşturduğunuz özgeçmişinizi isteyebilir.

Teknik pozisyonlarda çalışan profesyoneller, kişileri özgeçmişleri üzerinden değerlendirmeyi genelde sevmiyor. CV illetinden kurtulmak için uzmanlığınızın olduğu alanda kullanılan sitelerde bilgilerinizi güncelleyebilirsiniz. Örneğin tasarım alanında iseniz behance hesabı açıp buraya gerçekten yaptığınız projeleri eklemek; programcı veya geliştirmeci iseniz github veya gitlab gibi siteleri etkin kullanmak; digital pazarlama alanında çalışıyorsanız kendi blogunuzu hazırlamanız uzun yolu seçmek gibi görünse de görüşme sürecinde en kestirme yollardan ilerlemenizi sağlar.

Profilinizde bir şirkette çalıştığınızı belirttiğinizde insanlar en azından şirketi tanıyorsa iyi kötü bir profesyonel kimliği belirleyebiliyor sizin için. Kurumsal bir şirkette çalışıyorsanız genelde kurumsal şirketlerin sizinle iletişime geçmesi; startup bir şirkette görev alıyorsanız yine startupların sizinle iletişime geçmesinin nedeni aslında bu. Ancak freelance çalışıyorsanız, çalıştığı şirket kimliği ile kendinizi tanıtamadığınız için çalıştığı işleri, çalıştığı şirketleri ve işlerin içeriğini daha detaylı olarak belirtmek işinizi kolaylaştıracaktır.

Freelance çalışmayı tercih ettiyseniz mümkün ise bir blogta yaptığınız işleri toparlamanız ve kendinizi anlatmanız en verimli yol olacaktır.

  • Sosyal Medya Hesapları

Artık hangi alanda işe başvurursanız başvurun iş arama süreciniz ilerledikçe bir online taramaya yakalanacağınızı kabullenmelisiniz. Bu biraz paranoyakça gelebilir ama siz de biri ile tanıştığınızda nasıl internetin gücünden faydalanıyorsanız; aynı nimetlerden diğer insanların da yararlandığını unutmamak gerekir.

İsminize açtığınız twitter, facebook, instagram ve saymakla bitmeyecek sosyal medya hesapları hakkınızda çok şey anlatır. Özgeçmişinize ekleyemediğiniz karakteriniz hakkında okuyanlara fikir verir.

Bu hesaplar benim özel alanım diyebilirsiniz. Ancak siz de başkaları hakkında nasıl sosyal medya hesaplarından fikir sahibi oluyorsanız; iş arama sürecinde de birileri sizin hakkınızda fikir sahibi olabilmek için bu özel alanınızda ve özel zamanınızda yazdıklarınızı okuyacaktır. Bunun için hesapları kapatıp sadece tanıdık kişileri arkadaş listesine eklemek ilk etapta yeterli gibi görünse de internette bıraktığınız izler bu sosyal medya hesaplarında paylaştıklarınızdan çok daha fazlası. Paranoyaklaşmadan, gerçekleri kabullenip mümkün olduğunca temiz bir eşkal yaratmaya çalışmaktan kimseye zarar gelmez. 🙂

Siyasi düşünceleriniz, gezdiğiniz gördüğünüz yerler, fotoğraflarınız, başka bloglarda yazdığınız yorumlar bunların hepsi sizin seçiminiz. Bunlara kimsenin müdahale etmesine veya sizi bunlarla yargılamasına özel hayatınızda izin vermezsiniz eminim. Ancak söz konusu iş olunca bazı temel konulara dikkat ederseniz başınızın ağrımasını engelleyebilirsiniz.

Bazen insan okyanusları, denizleri geçer de derede boğulur. Aslında hepimizin ki aynı hikaye. Sosyal medyada küfür yazmamak, kışkırtıcı içerikler paylaşmamak, rahatsızlık verecek görüntüleri yaymamak ilk etapta insanları, doğru sizi tanımaya yönlendirecektir.

İş alanınız ile ilgili sitelerde hesap oluşturmak, paylaşımlarda bulunmak ve bu alanları verimli yönetebilmek iş bulma sürecinde kapıların çok daha hızlı açılmasını sağlayacaktır.

  • Ülke seç

Çoğu profesyonel yurtdışında iş aradığını söylüyor ancak hangi ülkeler diye sorulduğunda net bir cevap veremeyebiliyor. Her ülkeden gelecek teklifleri değerlendirdiğiniz bir dönemde olabilirsiniz. Bu kendinizi rahatsız hissetmenize neden olacak bir konu değil. Önemli olan bunu ifade edebilmek.

Yaşadığı ülkede mesleki olarak kendini başarılı olarak değerlendiren ve iş hayatında kendi açısından olması gerektiği yerlere ulaştığını düşünen insanlar bir sonraki adım olarak başka bir ülkede şansını denemek isteyebiliyor. Bu insanın yine kendini yeni yönleriyle tanıma süreci. Bu özellikle belli ünvanlarda, belli şirketlerde, belli ödüller almış ve kendi konfor alanını yaratmış kişiler için oldukça zorlu bir maraton. Ama bunun bir maraton olduğunu unutmamak lazım. Arada koşmanız, arada dinlenmeniz, arada su içmeniz ve arada da uyumanız lazım. Maratonu sadece koşarak bitiremezsiniz.

Hangi ülkenin size uyacağını nereden bilebilirsiniz? Öncelikle size cazip görünen ülkelerin bir listesini yapabilirsiniz. Veya hangi ülkeleri istemediğinizi belirleyerek yola çıkabilirsiniz. Bu konuyla ilgili olarak Ceyda’nın ‘Gideceğim Bu Ülkeden Ama Nereye’ blog yazısını da buraya bırakıyorum.

  • Ülke Araştırması

Size uygun olabileceğini düşündüğünüz ülkelerin yaşam şartları, kültürü, çalışma koşulları ile ilgili detaylı arama zamanı… Son dönemde Türkiye dışında farklı ülkelere yerleşen ve bu bilgileri bloglarda, haberlerde paylaşanların verdikleri bilgileri toparlamaya çalışın. Hatta mümkünse bu kişilere araştırma yaptıktan sonra ulaşamadığınız soruları ve kendi görüşlerini sorun.

Sonuçta kendiniz için doğru olan ülkeyi yine en iyi siz bilebilirsiniz. İnsanların sizin istediğiniz ülke ile ilgili yaptıkları yorumları okuyun ama fikrinizi tamamen değiştirmesine izin vermeyin.

Bizim etrafımızdaki dostlarımızdan farklı ülkeleri seçen ve ülkeler ile ilgili bildiklerini aktardıkları ‘Yurt Dışında Şansını Deneyenler‘ yazı serisini de buraya bırakıyorum.

  • Çalışma şartları

Hangi alanda çalışmak istediğinizi belirleyin. Bu bir iş kolu da olabilir, daha spesifik olarak bir ünvan belirlemek de.

Alanınıza karar verdikten sonra çalışma şartlarınızı belirleyin. Tam zamanlı mı çalışmak istiyorsunuz, yarı zamanlı mı çalışacaksınız? Gitmek istediğiniz ülkenin dilini daha iyi öğrenmek için öncesinde öğrenci vizesi ile gidip yanında çarkı döndürmek için yarı zamanlı mı çalışacaksınız? Ülkeyi daha önce belirlediyseniz belki hem süreci başlatmak hem de kültürü tanımak için uzaktan çalışma için görüşmelere başlama kararı alacaksınız. (Remote)

Belki küçük projeler alarak bütçenizi belirleyebilir, gitmek istediğiniz ülkede sizin işinize olan arz-talep dengesini daha iyi çözebilirsiniz. (Freelance)

‘Neden henüz gitmeden çalışma şartlarımı belirleyeyim?’ demeyin. Çalışma şartlarınıza göre iş aramak için izleyeceğiniz yol farklılık gösterebilir. Siz kendinize en uygun olacak yolları çıkartın, hayat size farklı alternatifler ile gelirse onu önünüze sunduğunda değerlendirirsiniz.

  • Site Belirle

Kod adı “yurtdışında iş bulmak” olan bu görev için kendinize kaynakça yaratın. İster masaüstünde bir klasör açın, ister cloudda bir yer ayırın, ister ajandanıza yazın.

Konuyla ilgili tüm bilgileri tek bir yerde tutarsanız aklınız bulandığında veya kafanıza takılan sorular olduğunda nereye bakmanız gerektiğini bilirsiniz.

Konuyla ilgili karşılaştığınız blog adreslerini, gözünüze kestirdiğiniz kişilerin isimlerini ülkelerin raporlarını da birarada gözünüzün önünde tutun.

  • Headhunter – Insan Kaynakları Ajansı – İşe alım şirketleri

Mesleğiniz ile ilgili alanda çalışan headhunter, yetenek avcıları, insan kaynakları ve işe alım şirketlerini belirleyin.

Bu kişilere isteklerinizi net, özet ve sade bir şekilde iletin. Siz iş fırsatlarını bir taraftan değerlendirirken, onların da size alternatifler sunmasını sağlayın. Bu kişiler ile etkin ve verimli bir iletişim kurun. Amaç, birini yakaladığımızda onu aklımızdaki tüm sorularla boğmak değil; kendimizi anlatarak onların da bir yandan sizin için harekete geçmesini sağlayabilmek.

İletişime geçtiğiniz profesyoneller ile iletişimi sağlıklı sürdürün. Hangi kanaldan iletişim kurmak istediğinizi belirtin, bu kişilerden sorular geldiği zaman acele etmeden ancak zaman kaybeden cevap vermeye çalışın. “Sonra cevaplarım” tuzağına düşmeyin. İçinize sinmeden bazen mesaj veya mail yazmanız gerekebilir. Önemli olan süreci mükemmel bir şekilde devam ettirmeye çalışmak değil, önemli olan sürecin devamını sağlayabilmek. Mükemmeliyet bu süreçte hem sizi kamçılayacak hem de en büyük düşman olacak. Kafanızın bir kenarında konuşan o sesi mümkün olduğunca kısmaya çalışın.

Örneğin yabancı bir dilde mail yazmanız gerekiyorsa ve içinize sinmiyorsa, birinci gün cevabınızı hazırlayıp taslakta tutun. Ertesi gün yeniden maile bakıp, kurduğunuz cümleleri araştırıp mailinizi yollayın. Mailin taslaklar bölümünde bir hafta beklemesi o mailin içeriğinin kendi kendine düzelmesini sağlamayacak. Sadece geç cevap vermiş olmanıza neden olacak.

  • İş İlanları

Hangi ünvanlarda, hangi çalışma koşullarında çalışmak istediğinizi belirlediğiyseniz iş ilanlarını da artık yavaş yavaş aktif takip etmeye başlamanın zamanıdır. Size uygun olduğunu düşündüğünüz ilanları kurcalayın, eğer gerçekten sizin niteliklerinizde birini aradıklarını düşünüyorsanız özgeçmişinizi yeniden gözden geçirin. Aranan niteliklerin özgeçmişinizde de bulunduğuna emin olun.

Bir ilan içinize sinerse ilan çıkılan site üzerinden başvurduktan sonra şirket başka kanallardan da başvuru alıyor mu kontrol edin. Farklı kanallardan da aynı ilan için başvuruda bulunabilirsiniz. Sonuçta şirketin hangi kanalı önceliklendirdiğini bilmiyorsunuz.

Eğer şirket başvurular için mail adresi verdiyse başvurunuzla birlikte şirkete özel hazırlanmış bir yazı yollayabilirsiniz. Burada amaç istekli olduğunuzu belli etmek.

  • Sorular

Operasyon “yurtdışında iş bulmak” ile ilgili tüm sorularını bir yerde toplayın. Cevapları yazmak zorunda değilsiniz ama günde güne soruların azaldığını görmek bile bu süreçle ilgili bir şeyler yaptığınızı anlamanızı, motivasyonunu kaybetmemenizi sağlar.

Sorularını gerçekten o soruyu yanıtlayabilecek kişilere sormakta fayda var. Her konu hakkında fikri olan ve negatif insanlardan bu dönemde uzak kalmaya çalışın. Hatta her dönem uzak kalmaya çalışın.

  • Ön yazı

Ön yazı bir zorunluluk değil ancak şirketler bazen binlerce başvuruyu değerlendirebilmek için özellikle bariyerler koyar. Şirketler; başvuru sonrası kendi sistemlerinde özgeçmişini oluşturmaya yönlendirebilir, küçük bir çalışma isteyebilir veya belirli bir testi tamamlamayı ön koşul olarak belirleyebilir.

Ön yazı bazen şirketlere yapılan başvurularda öne çıkmayı sağlayabilir.

  • Doğru zaman

Doğru zamanı mı değil mi sorusunun cevabı nasıl bulunur bilemiyorum. Şu an bu konuyla ilgili kafa yoruyorsan, zaman ayırıyorsan doğru zaman şu andır. “Dili tamamen çözdükten, mülakatlarda sular seller gibi konuşmaya başladıktan, şimdiki projem bittikten sonra başvururum” diye düşünme.

  • Görüşme

Anadilin olmayan bir dilde kendini anlatmaya çalışmak zorlu bir süreç. Ama unutma yıllarca yurtdışında yaşayıp o ülkenin dilini konuşamayan milyonlarca insan var. O insanlar hayatta kalabiliyorsa merak etme sen de bu görüşmeleri geçebilirsin. Bazıları moralini bozabilir, bazıları yolundan seni vazgeçirmeye yaklaşabilir. Sonuçta sonucu yine sen belirleyeceksin.

İnsan kaynakları departmanını icat edenleri ve insan kaynakları alanında çalışan insanları anmadan önce ufak bir hatırlatmada bulunmak istedim. İnsan kaynakları departmanları, headhunterler ve insan kaynaklarında çalışanlar bu sürecin bir parçasıdır.

Genelde teknik pozisyonlarda çalışan dostlar mümkün olduğunca “bu insanları” devreden çıkartarak süreçlerini ilerletmeyi, kendi konuştuğu alanda bilgili insanlar ile iletişim kurarak bütün süreci tamamlamaya çalışıyor. Bu çizilen taslak yol oldukça mantıklı olmakla birlikte maalesef ütopik. Etrafınızda böyle şanslı insanlar duyabilir onların şanslı maceralarını siz de yaşamak isteyebilirsiniz. Umarım o şanslı insanlardan olursunuz ama insan kaynaklarının bu sürecin bir parçası olduğunu kabullenirseniz işiniz çok daha kolaylaşır. =)

İnanın insan kaynakları alanında çalışanlar da sevilebilir insanlar. Onlarında kalbi var, onlar da işe girmek için aynı süreçlerden geçiyor. Bu yüzden sizin iş arama, iş görüşmeleri esnasında yaşayacağınız 2673863 farklı duyguyu onlar da tadıyor ve günlerinin büyük kısmında bu duyguları yaşayan profesyoneller ile karşılaşıyor. Bu yüzden bu alanda çalışanlar ile en doğru iletişim şekli profesyonelliği elden bırakmadan içten ve samimi olmak.

  • Teknik Mülakat

Teknik mülakatlar; şirketten şirkete, mülakatı yönlendiren takım liderlerinden takım liderine değişiklik gösterir. Teknik alanda çalışanların en büyük yaşadığı hayal kırıklığı bazen tek önemli olanın teknik mülakat olduğunu düşünmek. Teknik yeterliliğiniz, yetenekleriniz, bilgileriniz, deneyiminiz oldukça önemli olsa da şirketler ve takım liderleri birlikte uzun vadeli olarak çalışabilecekleri ekip arkadaşı aramaktadır. Profesyonelin şirketin kültürüne uyup uymayacağını, ekibe uyum sağlayıp sağlayamayacağını ölçmek insan kaynakları şapkasını takan profesyonelin görevidir. Bu görevi büyük şirketlerde bazen insan kaynakları; bazen bölümün veya departmanın yöneticisi bazen de şirketin işbirliği yaptığı kafa avcısı üstlenir. 🙂

Teknik mülakatta başarılı olmak diğer mülakatlardan geçmeniz için maalesef yeterli değildir.

  • Ücret

Ücret beklentisi iş arama sürecinin en kafa karıştırıcı konularından biri. Yıllardır doğup büyüdüğün, kültürünü, yaşam giderlerini ve standartlarını bildiğin yerde bile ücret beklentisi belirtmek zorlu. Çok mu söyledim az mı söyledim endişesi yaşamamak için ücret belirtmeyi şirket tarafına bırakmaya çalışmak en ağrısız yöntem.

Başvuru sürecinde ve görüşmede özellikle ücret beklentisi istenirse ülkenin şartlarını bilmediğini, şirketin ücret teklifini duymaktan memnun olacağını özellikle ilettikten sonra araştırmaların sonucunda ulaştığın ortalama ücret tutarının biraz altı, biraz üstü bir aralık belirtilebilirsin.

Şirketlerin çoğunun bütçeleri ve maaş skalaları belirgindir. Üç aşağı beş yukarı değişebilir ancak ülkemizdeki kadar büyük bir maaş skalası belirsizliği diğer ülkelerde çok rastlanan bir durum değil. Ayrıca çoğu ülkede iş ilanı ile birlikte şirketler açılan pozisyon için öngörülen maaş skalasını da paylaşır.

Özetlemeye çalıştığım bu bol acılı konuyla ilgili siz de yaşadıklarınızı paylaşmak isterseniz yorumlarda buluşalım!

Güzel haberlerinizi bekliyorum!

Keyifli görüşmeler…

 


5 Comments

  • Emre

    13 Ağustos 2018

    Yurtdışında nasıl iş bulabilirim mi yoksa iyi bir CV nasıl hazırlayabilirim mi? Başlık, içerik konusunda daha farklı bir beklenti oluşturdu. Çok umutlu sonuna kadar okuduğum için yorum yazmadan edemedim. Teşekkürler.

  • Nihan

    13 Ağustos 2018

    Bu yazıyı yayınlamak için daha doğru bir zaman olamazdı 🙂 Hazır $ olmuş 7 TL. Tüm beyaz yakalılar yurt dışında iş bakacak

  • Mükremin

    14 Ağustos 2018

    Dolu dolu bir yazı olmuş, teşekkür ederim. Benim iki sorumdan ilki şu, kendi sektörel alanımda iyiyim fakat İngilizce bilgim int-up int seviyesinde sayılır. Günlük basit konuşmalarda daha iyiyim aslında. Bu dil seviyesi ile orta ve üstü firmalarda (İngiltere, İrlanda içerisindeki) çalışabilmek mümkün müdür?

    İkincisi çalışma vizesi sorusu. Bu işi firmalar rahatça hallediyor mu yoksa daha çok vize problemi olmayan adayları mı tercih ediyorlar? Cevap için şimdiden teşekkürler.

  • Duygu A.

    16 Ağustos 2018

    Gayet guzel bir yazi olmus, elinize saglik.

    Amerika’da is arayanlar icin bir kaynak paylasmak istiyorum; http://www.usailan.com

    Bu site sayesinde is ve kalacak yerimizi bulduk. Umarim baskalarinin da isi gorulur.

    Sevgiler.

  • serdar

    28 Ağustos 2018

    Valla ilmek gibi orulmus yazi. respect.

    Ek olarak stackowerflow da cok etkili bu konuda.

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.